27 Tem 2013

Sesleri Duyuyor Musunuz?





''Müziğin sesini duymayanlar dans edenleri deli sanıyor'' Nietzsche



Sesleri duyuyor musunuz? Şarkı seslerini, tencere tava seslerini? ‘‘onlar’’ ın seslerini duyuyor musunuz?


Biz tüketmeye kodlanmış ‘‘pop’’ çocuklardık. Televizyon çocuklarıydık, dizilerdik. Cnbc-e idi bazımız, MTV idi diğerlerimiz. Bilgisayar oyunları oynamak, futbol taraftarı olmak, en ileri teknoloji akıllı telefon satın almak, kıyafetlerimiz, dinlediğimiz müzik tarzı gibi bizi var eden, kimliğimizi ortaya koyan yapıtaşlarından oluşan canlılardık. Devrim kitaplardaydı, politika anlaması imkansız olduğundan gereksiz bir tartışma konusuydu.

Sonra çıktı o çocuklar, ‘‘GTA da polis döven nesile bulaştın.’’ diye yazdılar duvarlara. ‘‘Everyday I’m chapulling’’ diye eğlendiler, Toma kaçırdılar, ‘‘biber gazı oley’’ diye slogan atarak coşku kattılar direnişe. Beyinlerimizi dolduran, eleştirel düşünmemize ket vurduğundan bizi apolitikleştirmekle suçlanan tüm o ucuz pop kültürü direnişe ‘’coverlandı’’. Akıllı telefonlarla, tabletlerle canlı yayınlar yapıldı, fotoğraf ve video şöleni yaşandı biranda aklımızı durduracak şekilde.

Tomadan su yemek, biber gazına maruz kalmak mizah unsurlarıydı. Herşeyle dalga geçen ‘‘orantısız zeka’’lardan fışkırıyordu direniş. Sinirli ve yüzü asık iktidar ve iktidar yanlıları hariç herkes eğleniyordu sokaklarda. ve iktidar dayanamadı, vurdu, öldürdü, susturamayacağını anladıkça daha çok orantısız güç uygulayıp tertemiz etti kendince. Çok keyifliydik, keyfimizi kaçırmak istedi. 

Susturamadığını kabul etmek istemiyor, ''onlar'' olarak dışlamaya çalışıyordu.

‘‘onlar’’ın derdi nedir ki bunca telaşın ortasında, oradan oraya kaçışırken, polis her an saldırmaya hazırken oturup, kalkıp, koşup, yürüyüp şarkılar söylüyorlar, hali hazırda popüler olanı direnişe ‘‘cover’’lıyorlar,en olmadı tencere tavayla ses çıkarıyorlar. 


Onlar aslında sadece şu anda Türkiye vatandaşlarının bir kısmı değil. Onlar tarihin her sayfasında vardı. Onlar hep direndiler, savundular. Savunurlarken en etkili silahlardan birini, müziği kullanmayı ihmal etmediler. Evrene sesini duyurmak isteyen birisi için müzikten daha etkili kaç farklı alternatif daha bulunabilir ki?

Bu yeni bir hikaye değil. Müzik insanın acı çektiği veya isyan ettiği her yerde varoluşunu ötelerden beri göstermiş. Sadece şarkılarla devrim yapılamaz elbette fakat şarkıların bizi tarihten haberdar etme işlevi, bilgilendirici ve düşüncelerimizi değiştirici etkisi göz ardı edilebilir mi?

1871 senesinde 18 Mart’tan 28 Mayıs’a dek sürecek bir kitlesel tecrübenin, kendinden sonraki devrimler ve devrimciler için bir umut ilkesi, bir ütopyaya dönüşecek Paris Komünü’nün karakızıl bayrakları altında komüncü, şair ve taşıma işçisi Eugène Pottier “dünyanın lanetlileri ve açlığın mahpusları”na ayağa kalkın diye seslenmeseydi, Enternasyonal, onlarca dilde söylenmeseydi, R.E.M grubu olmasaydıve grup Ioe McCarthy adından, 80lerdeki Amerika askeri müdahalesinden bahsetmeseydi, Bob Dylan 1960ların politik ve sosyal dönüşümlerden bahsetmeseydi, Woody Guthrie bize 1930lardaki Büyük Ekonomik bunalımı anlatmasaydı, Sytem of a Down 21.yy olanlardan bahsetmeseydi, Sex Pistols bazılarına televizyonlarını pencereden attırmasaydı, Ulaş’a ağıt yakılmasaydı, Selda Bağcan ‘‘Uğurlar Olsun’’ demeseydi,  biz müziğe ‘‘alternatif öğrenim methodu’’ diyemezdik.

Müziğin sanat için mi, toplum için mi, yoksa başka birşey için mi olduğu açıkcası bu yazının konusu değil. Tartışmamızın platformu müziğin direnişte kullanışı.

Müzik tarih boyunca farklı amaçlarla kullanılmıştır ve tarih boyunca sonraki nesillere ve evrene sesini duyurmak isteyen ‘marjinal’ muhaliflerin de en önemli araçlarından biri olmuştur.

Müziğin direnişte kullanılması insanların belli dertlerinin daha ritmik hale gelmesi, unutulmaması, tekrarının kolaylığını sağlaması açısından tüm toplumsal hareketlerde önemli bir rol almıştır.

Birçok genç aktivist dinledikleri müzik sayesinde tarihteki önemli olaylar ve kişilerden haberdar olmuştur. ne? ne zaman? nerede? nasıl? neden? kim? sorularının cevabını alabileceğimiz tek kaynak haberler midir?

Halk ozanları tarihte ne, ne zaman, nerede, nasıl, neden, kim sorularına cevaplar veren eserleriyle ilk gazeteciler unvanını hak etmektedirler aslında. Antik yunandan beri şiirler ve şarkılar insanları toplumsal olaylardan haberdar etme yönünde de bir işlev ile kullanılmışlardır. Ortaçağda halk ozanları savaşları, liderleri, fermanları, doğal afetleri konu alan halk şarkıları üreterek bir anlamda gazetecilik görevi yapmışlardır.  20.yy sonlarında Meksika halk şarkıları  da aynı şekilde halkın gazetesi olarak adlandırılmış, metropollerle iletişimi kesilen köylerin durumu gezgin müzisyenlerin şehir şehir dolaşmasıyla bilgi akışına katılmıştır.

Klise müziklerini Amerikadaki işçi hareketi sırasında direniş müzikleri haline çevirmiş olan Joe Hill’e göre bir broşür ne kadar iyi yazılmış olursa olsun bir kereden fazla okunmaz ama şarkı ezbere alınır, tekrar tekrar söylenir. Eğer bir şarkıya gerçekliğe dair bir bilgi yerleştirip onu neşeli bir hale getiriseniz, bir broşür veya ekonomi makalesi okuyamayacak kadar cahil veya ilgisiz bir çok sayıda işçiye ulaşırsınız.  Müzik performansları her zaman politik konuşmalardan daha çok sayıda insana hitap eder.  Sadece bağırmaktansa şarkı söylemek bilgiyi yıllar boyu taze tutar ve onun çatallaşmasını önler. Müzik evrenseldir. Okuma yazma bilgisi veya matbaa gerektirmez. Sadece ses, belki bir gitar veya bir kaç enstrümanla heryerde üretilip dinlenilebilir.

Müzik anaakım tarafından yok sayılan sesleri ve olayları duyurur.

İşçi hareketleri, yahudiler, siyahlar, Vietnam savaşı, Ermeni soykırımı, Aleviler konularında olduğu gibi birçok adeletsizliğin olduğu bu dünyada sesimizi evrene duyurmak için elbette müzik tek yöntem değil fakat nesillerden nesillere aktarılarak her toplumda ses olmayı sağlayacak, bu adaletsizliği her nefesin parçası haline getirebilecek en etkili yöntemlerden biridir.

İster sadece bir ses, ister nota, onlarca çığlığın ve gürültünün arasından bizlere aktarılmış, bizlerin de geleceğe aktarabileceğimiz, unutmayın bunları diyebileceğimiz, hatırlanması kolay, dillere pelesenk olması hoş şarkılarla mücadelelerimizi şenlendirmekten kaçınmamalıyız. Şarkı söylemenin, sırf bunun için alanlar yaratmanın insanları biraraya getirmekteki önemini küçümsememeliyiz. Bazı şarkılar bizlere sürekli değişen bu yüzden de akılda kalıcığı olmayan, artık magazinleşmiş haber bültenlerinden daha çok şey anlatırlar. Toplumu anlatırlar, insanı anlatırlar. Medya patronları tarafından yönlendirilme ihtiyaçları yoktur. Popüler olmaları için reklam, albüm tasarımı gibi ticari endişelerden uzaktırlar. Dayatılmazlar, tüketilmezler bu yüzden de unutulmaz, unutturmazlar.

Merve Aydin
merveaydin@gmx.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder